Malta Deneyimi

Şu ve şu yazımda yaşadığımı belirttiğim can sıkıcı sürecin ardından 2 Kasım’da Atatürk Havalimanı’ndan THY direkt uçuşu ile Malta maceram resmi olarak başladı. Geçmesini istemediğim bir haftanın sonunda İstanbul’a, devam edeceğini umduğum yeni arkadaşlıklarla ve farklı eğitsel ve kültürel deneyimle geri döndüm. Bu yazımda Malta’daki bir haftalık süreçte yaşadıklarımdan ve edindiğim deneyimlerden bahsedeceğim.

Öncelikle Malta’ya tatil amaçlı gitmediğimi, sebebin Comenius Hizmetiçi Eğitim faaliyeti olduğunu belirteyim.

Screenshot_1

Malta, Sicilya’nın yaklaşık 90 km güneyinde, 3 adadan (Malta, Gozo ve Comino) oluşan küçük bir devlet. Resmi dili Maltaca ile İngilizce. Maltaca söylenilene göre Arapça’ya oldukça benziyor ve Arapça bilen bir kişi dikkatli olursa dili anlayabiliyormuş. Ayrıca şehir girişlerinde Merhba yazısı dikkatinizi çekebilir. Maltaca Merhba, hoş geldiniz demek. Nüfusu yaklaşık 420 bin. Akdeniz ikliminin etkisi altında. Adada nehir ve orman bulunmamakta, bu sebeple su sıkıntısı çekilmekte. Nehir ve orman bulunmamasının sonucunda da su ve elektrik pahalı ve yerlileri bu durumdan oldukça şikayetçi. Ayrıca şu sıralar Afrika’dan gelen mültecilerle ilgili sıkıntıları var. Mülteci vizesi için başvuranlar Afrikalılardan bazılarının vizeleri reddedildiğinde ayaklanıp, olay çıkartmalarından rahatsız Malta yerlileri.

Ekonomisini turizm ve İngilizce eğitimi ayakta tutuyor diyebilirim. Yılın her zamanı İngilizce eğitimi alabileceğini okullar mevcut ve bu okullarda dünyanın birçok yerinden gelen öğrenciler bulunmakta. Fiyatları da İngiltere ve ABD’ye göre daha uygun. Tarihi de oldukça zengin. Öncelikle Araplar, Sicilyalı Normanlar, St Jean şövalyeleri, Fransızlar ve İngilizler tarafından yönetilmiş. Osmanlı bir dönem burayı işgal etmek istese de adayı alamamış ve ünlü Türk denizcisi Turgut Reis burada şehit edilmiş. Ada, 1964 yılında İngilizlerden bağımsızlığını kazanmıştır.

Adanın hemen hemen her yerinde sütlü kahve rengi iki üç katlı evler var. Malta’da tarih Valletta, Mdina, Rabat, Birgu ve Kalkara’da; eğlence Pacevill (paçevil) ve St. Julian’s’ta; doğal güzellikler Zurrieq ve Gozo’da; alışveriş ile Sliema’da deneyimlenebilir. Dil eğitimi ile bir okula kayıt olduysanız sizlere sunulacak paket geziler içinden Valletta, Mdina-Rabat ve Gozo turlarına katılabilirsiniz.

Cumartesi günü Malta’ya ulaştığımdan, Pazartesi gününe kadar yalnız olacağımdan kendi başıma bir tur planı hazırladım. Visit Malta web sayfasından aldığım bilgilerle her pazar saat 11:00’de başlayan ve adanın eski başkentinde St. John şövalyelerinin kale hayatlarının yeniden canlandırıldığı bir etkinlik (In Guardia Parade diye geçiyor) olduğunu öğrendim. Birgu’da (Citta Vittoriosa) olacak bu etkinlik için sabah erken saate yola çıktım. Buraya ulaşabilmek için Valletta otobüs duraklarından 2 ya da 3 numaları otobüse binmeniz gerekiyor. Otobüsün büyük bölümünün boşaldığı yerde siz de inerseniz, bilin ki doğru yerdesiniz ve indiğiniz yerden sola doğru yürüyüp, kale kapısından şehre girmeniz gerekiyor. 11’da başlayan gösteri yaklaşık 45 dakika sürüyor. Kılıçlar çarpışıyor, bıçaklar sallanıyor ve gösteri sonunda top atışı yapılıyor. 

In Guardia Parade gösterisi bittikten sonra şehirde turladım ve otobüs durağında Fort Rinella (Rinella Kalesi) ile ilgili aynı gün saat 14:00’de gösteri olacağını öğrendim (gösterinin bir tekrarı da salı günleri aynı saatte) ve oraya gideceğim otobüsü (Valletta’dan kalan Birgu’dan geçen Kalkara’ya giden 3 numara) beklemeye başladım. Bir tavsiye: Malta’daki otobüs saatlerine pek güvenmeyin. Normal saatinden 15 dakika önce durakta olmaya çalışın. Ayrıca 2.2 euro ödeyerek tek seferlik (one-way) bilet almak yerine 2.6 euro vererek tüm günlük (one-day) bilet alın. Çok gezecekseniz 12 euro’ya haftalık (one-week) bilet de alabilirsiniz. Konu otobüslere gelmişken şunları belirteyim. Biletler otobüs içinde kesilebiliyor, tam günlük ya da haftalık biletiniz varsa her inip bindiğinizde biletinizi göstermenize gerek yok fakat bazı duraklarda kondüktörler otobüse binerek içerideki herkesin biletlerini kontrol ediyorlar. Biletsiz yakalanmanın cezası ise 10 euro. Otobüsler tek kapılı. Yani duraklarda uzun süre bekleme ve iniş ve binişlerde de biraz karışıklık oluyor. Toplu taşıma Arriva şirketi tarafından sağlanıyor. Korsan taksi benzeri bir sistem de mevcut. Black Cab, Yellow Cab vb şirketler belirlenmiş fiyat tarifesi ile sizi istediğiniz yere götürüyor, 6-7 kişilik araçları da mevcut.

SANYO DIGITAL CAMERA

Birgu ve In Guardia Parade’i izledikten sonra Fort Rinella’ya doğru yola çıktım. Rinella Kalesi İngilizler için önemli bir noktada inşa edilmiş. Akdeniz üzerinden Süveyş kanalı yolu ile Hindistan’a gidecek yolu kontrol edebilecekleri bir bölge. Bu sebeple dünyanın en büyük ağızdan doldurmalı toplu olan 100 tonluk Armstrong’un biri bu kalede bulunuyor.  Kale’de ayrıca 19.yy’daki İngiliz askerlerinin ve süvarilerinin kullandığı silahlar gösteriliyor ve askeri talimlerinin canlandırılması yapılıyor.

Ülkenin başkenti olan Valletta’ya ise ETI’ın düzenlediği tur ile rehberimiz Mario’nun ve Malta’nın yağmurunun eşliğinde gidiyoruz. Valletta tam anlamı ile bir kale şehir. Şehrin her tarafında sur duvarları bulunuyor ve Valletta bahçelerinden baktığınızda sahilden itibaren kale duvarlarının örülmesi için kaya bloklarının nasıl kesildiğini görebilirsiniz.

Valletta Garden

Mdina

Bir sonraki gezi ise Mdina ve Rabat turu. Mdina, Malta’da bulunan ve bozulmamış bir ortaçağ kasabası ve Malta’nın eski başkenti. Kasabaya giriş ve çıkış kale kapılarından sağlanıyor. Rabat ise Mdina’ya varmadan oluşturulmuş kenar mahalle olarak adlandırabileceğimiz küçük bir yerleşim birimi. Mdina’yi ziyaret ederseniz, oradaki köklü bir ailenin kafeye dönüştürdüğü malikaneye uğrayıp içerisinde yaklaşık 20 çeşit pasta olan menüden bir şeyler sipariş edin. Pasta seviyorsanız pişman olmazsanız.

Zurrieq kasabasında saat 16:00’ya kadar tekne turu ile Malta’nın güney kıyılarında yaklaşık 20 dakikalık gezinti yapıp, mavinin farklı tonlarını ve denize sıfır mağaraları ve Blue Grotto’yu görebilirsiniz.

Blue Grotto

Blue Grotto

Gece hayatını sevenler için Paceville ve Pembroke vazgeçilmez yerler. Gece hayatının aktif olduğu günler Cuma ve Cumartesi. Tabii haftanın diğer günlerinde de kendinizi eğlendirebilecek mekanlar bulabilirsiniz. Özellikle, kadınsanız ve alkol tüketmeyi seviyorsanız, şanslısınız çünkü sizi bar ve diskolara çekebilmek için ücretsiz içki kuponları alıyorsunuz; erkekseniz bir al, bir bedava kuponları ile yetinmek zorundasınız. Hugo’s, Soho, Havana ve Bar Native sıklıkla tavsiye edilen mekanlar arasında.

Yiyecek ve içecek kültürüne değinmek gerekirse, Malta’da Akdeniz ve özellikle de İtalyan mutfağı bulunmakta. Türk, Çin, Lübnan ve Balkan tatları bulmanız da mümkün. Özellikle size tavsiyem, St Julian’s ve Paceville çevresinde bulunan dilim pizzacılardan pizza yemeden gitmemeniz. Hem lezzetli hem de farklı bir deneyim oluyor. Deniz ürünleri (mehşur balığı – lampuki) ve şarap bolca tüketiliyor. Cisk adında kendi biraları ve Kinnie adında tatlı-acı bir içecekleri var. Tavşan (fenkata) Malta’ya özgü yemekler arasında gösteriliyor. Gbejnet adında peynirleri meşhur ve köşebaşı marketlerinde bulunuyor.

Şimdilik Malta ile ilgili anlatacaklarım bu kadar. Yakın zamanda aldığım eğitim ile ilgili deneyimlerimi paylaşacağım. Son olarak tanıştığım o güzel insanlarla çekildiğim bir fotoğrafı paylaşayım. I will never forget you!

Best

Yorum bırakın

Filed under Kişisel

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s