Öğrenme Kuramları

Davranışçı yaklaşım insanı nötr bir varlık olarak görür (İnsan zihni boş bir levha gibidir). Bilgi nesneldir yani bireyin zihninden bağımsızdır. Çevreden gelen uyarıcılar ve bu uyarıcılara verdiği tepkiler sonucunda iyi ya da kötü davranışlar edinilir. Davranışçı kuramı savunanlara göre tüm canlıların öğrenmeleri birbirine benzer. Hepsinde öğrenme, uyarıcı-tepki ilişkisi vardır. Uyarıcı-tepki ilişkisi sonucunda davranışta gözlenebilen değişme olmuşsa, öğrenme sağlanmış demektir, düşünce ya da davranışın oluşturulmasındaki zihinsel süreç ile ilgilenilmez. Davranışın oluşmasında ve süreklilik kazanmasında dışsal pekiştireç, tekrar, güdüleme etkilidir. Davranışçı yaklaşımın uygulandığı eğitim programlarında hedefler önceden bellidir, kazanımlar ya da davranışlar tek tek belirlenmiştir (bütüncül değil). Öğrenen pasiftir, çünkü bilgisi edilgen bir konumda alır. Görevi ise edindiği bilgiyi tekrarlamak ve sonraki durumlarda davranışı göstermektir. Ayırt etme, genelleme, bağ kurma, zincirleme yetenekleri kazandırılır. Hedefler aşamalı sınıflandırılır. İçerik sabittir ve doğrusal olarak oluşturulur. Ürün değerlendirmesine önem verilir.

Bilişsel yaklaşım, davranışçı yaklaşımda olduğu gibi uyarıcı ve tepkiyi inceler fakat bunun yanında uyarıcı tepki arasındaki zihinsel süreçleri de araştırır. Yani öğrenmenin gözlenemeyen yanıyla da ilgilenir. Davranışçı yaklaşım gibi öğrenmede çevrenin etkisi olduğu düşünülür, bunun yanında kalıtımın etkisinden de söz edilir. Bilişsel yaklaşımda hem dışsal, hem de içsel pekiştireçler önemlidir. Önemli olan öğrenmede davranış değişikliği değil, bireyin içsel kapasitesini geliştirmesidir. Öğretim de bireysel özellikler önemlidir. Öğrenciye öğrenmeyi öğretir, bunun için stratejiler geliştirir (organize ediciler, matrisler, kavram haritaları kullanılır). Bilgiyi, davranışçı yaklaşımda olduğu gibi nesnel olarak algılar. Kişi çevreden edindiği bilgiyi kendi zihninde anlamlandırarak edinir. Hafıza önemlidir. Bilgisi alma, anlamlandırma, örgütleme, kodlama ve geri getirme durumlarını inceler. Davranışçı yaklaşım gibi parçacı değil, bütüncüldür. İnsanlar çevreden aldıklarını parçalar olar değil, bütünler olarak algılar. Daha sonra bütünleri parçalara ayırır. Ön yaşantılar, bilginin transferi ve bellek öğrenme için önemlidir. Öğrenen hem aktif (bilgisi organize ederken) hem de pasiftir (sosyal normları doğrudan edinir).

Nörofizyolojik kuram, beyin ile ilgili çalışmalardan yola çıkar. Hebb tarafından geliştirilmiştir. Beyindeki sinirlerin doğuştan var olduğunu, çevre ile etkileşim sonucunda bu sinirlerin örgütler halinde bir araya geldiğini gösterir. Çocuklukta elde edilen yaşantılar yetişkinlikte edilenlerden daha kritiktir. Bu sebeple okulöncesi ve ilköğretim döneminde zengin uyarıcılı ortamlar oluşturulması gereklidir. Duyusal yoksunluk olduğundaysa nörofizyolojik gelişimi engeller. Bu kurama göre bellek 3 çeşittir: 1)Duyusal, 2) Kısa süreli, 3) Uzun süreli. Kısa süreli bellekten, uzun süreli belleğe bilgiyi geçirmek için tekrar ve kodlama yapılmalıdır. Ayrıca beynin sağ ve sol yarım kürelerinin farklı işlevleri olduğu ve colossum tarafından bu iki yarım kürenin birleştirildiği ve beynin iki yarı küresini birlikte çalıştıracak olan alıştırmaların öğrenmeyi olumlu etkileyeceği düşünülmektedir. Ödül ve cezanın beynin belirli bölgesinde merkezi olduğundan, içsel koşullanmadan ve uyarılma düzeyden bahseder. Ayrıca orta düzeydeki uyarılmanın düşük ve yüksek derecede olandan öğrenme adına daha etkili olduğu belirtilmiştir.

Çoklu zekâ kuramı ise Howard Gardner tarafından geliştirilmiştir. Bu kuram ortaya atılmadan önce çoklu zekâ ile ilgili başka çalışmalar da bulunmaktadır. Fakat bu çalışmalara rağmen zekâ hala tek boyutlu olarak incelenmekte ve kabul görmekteydi. Gardner da üstün zekâlılarla yaptığı çalışmaların sonucundan yola çıkarak 7 farklı tip zekâ boyutu önermiştir. Bu boyutlar kültüre, kaynaklara ulaşım şansına, ailesel faktörlere göre değişim gösterebilir. Bireyde bir ya da birkaç zekâ boyutu baskın olmakla birlikte diğer zekâ boyutları da bulunmaktadır. İlk olarak ortaya sürülen 7 zekâ boyutu ise şunlardır: 1) Sözel, 2) Analitik, 3) Uzamsal, 4)Müzik, 5)Bedensel, 6)Öze dönük, 7)Sosyal. Daha sonraki çalışmalarda ise bu boyutlara yenileri eklenmiştir: 8) Doğa, 9) Varoluşçu. Çoklu zekâ kuramı, öğretim süreci haricinde, ölçme ve değerlendirme sürecini de etkilemiş; geleneksel değerlendirmenin yanında portfolyo gibi modern değerlendirme yaklaşımlarının da kullanılmasını sağlamıştır.

1 Yorum

Filed under Eğitim

One response to “Öğrenme Kuramları

  1. Geri bildirim: Öğrenme ve Öğretme Kuramları, Modelleri ve Stratejileri Arasındaki Benzerlik ve Farklılıklar | Pygmalion Etkisi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s