Yaşamayı Özlemek

Fotoğraf dosyalarımı karıştırırken İspanya adlı klasöre girdim -Erasmus dönemime ait olan. Başka döneme ait İspanya klasörüm de yok zaten. Umarım İspanya 2’yi de açarım. Her neyse. Asıl konu dosyalar arasında gezinirken, aslında İstanbul’daki hayatımın, sadece bir bölümü dışında, çok boş geçtiğiydi. Ne bir gece eğlencesi, parti, ne de arkadaşlarla toplanıp dişe kavuğa gelir bir muhabbet ortamı. Nedenlerini düşündüm.

İlk olarak yol problemi var başı çeken. İstanbul’un eğlence mekanlarına ulaşmak için en az bir saat yol gitmem gerekiyor. Trafik. Ayrıca vasıta problemi de artısı, otobüs yok, minibüs yok, mecbur taksi bir saatten sonra. Zaragoza’da böyle bir sorun yoktu tabii. Evden çıktığım zaman şehir merkezine yürüyerek 20 dakikada varıyordum. Sokaklar da güvenliydi. Gecenin 3’ünde dışarı da olsan, kimse laf atmaz, karışmazdı. Sarhoşlar bile. 60’lık amcalar, teyzeler eğlenceden dönerdi o saatlerde. Yani hayat vardı. İstanbul’da çıksan o saatte dışarı, tinercisi, evsizi, sokak köpeği, polisi herkes karışır. Laf yersin. Duruma göre dayak bile yediğin olur.

İkinci bahane olarak, bu senenin yoğunluğunu listeye koydum. Gündüzleri lisans derslerim, onlar bittikten sonra da haftanın 5 günü verdiğim özel ders, bir süre boyunca da haftasonları part time çalışma ve KPSS hazırlığının getirdiği yoğunlukla kendime eğlenecek zamanı yaratamıyordum. Ama Zaragoza’da öyle değildi. Ne iş vardı, ne sınav stresi, ne de ders yoğunluğu. Bol bol boş zaman. Evde, bilgisayar başında oturmaktansa yapılacak en iyi iş çıkıp dolaşmak, sosyalleşmek ve eğlenmekti. Sonuçta Erasmus programının amacı kültürleri tanımaktı. Kültürler arası eğitim yani. En iyi birebir iletişimle öğrenilecek bir şey.

Üçüncüsü. Aile. Eve geç geldim mi endişelenmeler, ne oldu, neredeydin diye sorgu sual. Eh, İstanbul yani, başıma bir şey gelir diye evhamlanıyorlar diyeceğim de… Başka başka şeyler de vardır tabii. Doğal olarak dışarı çıktığımda gece yarım kalacak, tam tadını almaya başlamışken eğlencenin, yarıda bırakıp dönek zorunda kalacaktım. Zaragoza’da böyle problem yoktu tabii. 4’e 5’e kadar eğlen, karışan yok. Dikkat etmem gereken tek şey, eve girerken arkadaşım Alberto’yu uyandırmamak için fazla ses çıkartmamamdı.

Son bir sene içinde ne yaptım diye bakıyorum burada. Elimde bir kaç ajans etkinliği, iki üç konser, bir Muğla, bir Sakarya gezisi, mezuniyet balosu, rektörlük bahçesi fotoğraf çekimleri ve yılbaşı gecesi var.

Yaz tatilinde de hiçbir şey yapmamam, bu yazıyı yazmamda güdüleyici rolü üstlendi. Şehir dışına çıkamamak, çıkmayı düşünüp yol arkadaşı bulamamak, yol arkadaşı bulup tercih zamanının yaklaşması, kalan kısıtlı zaman…

Yaşamayı özledim.

Yorum bırakın

Filed under Kişisel

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s