Para Düzeni Bozuyor. Öyleyse, Benden de Böyle

Çalıştığım mağazalarda bir şeylere yardımın dokunsun diye soranlara söylerdim:

Bilgisayardan anlar mısın?

Anlarım ya. Noldu?

Ya şunlara baksana bi işim var.

Buyrun?

————————–

Fotoğraf makinesinden anlar mısın?

Anlarım. Hangi müşteri?

————————–

Hanımefendilere baksana.

Ne bakıyorlar?

MP3’le ilgili bir şeyler soracaklarmış.

Tamamdır.

————————–

Oğuzcan, Playstation’dan anlar mısın?

Evet.

Heh, şu adama yardımcı olsana. Depodan ürün çıkarıcam ben.

Peki.

Müzik setlerinden, dvd oynatıcılardan, oto teyplerinden, harddisklerden, yazıcılardan, Nintendo’dan…diye gidiyor böyle. Az çok bir bilgim var anlayacağınız, 3 yıldır teknoloji marketlerinden part time çalışan biri olarak. İşimi de severek yapıyordum. Çalışma arkadaşlarım yardımsever, güler yüzlüydü. Selamı esirgemez, satışlarıma destek çıkmaya çalışırlardı. Geçen ay, kendimi başka bir mağazada buluncaya kadar devam etti böyle.

İlk günlerde iyi gibiydi her şey. Güvenlik personelinin “ne gadar alıyon la sen?” diye sormasına “60” diye cevap verene kadar. Demez olaydım. Bütün elektronik çalışanları duymuşlar.

Ondan sonrası mı?

Ne bir selam sabah. Ne bir yardım.

Oğuzcan, merdiveni getirsene.

Oğuzcan paleti getirsene.

Oğuzcan fatura kessene.

Oğuzcan kitap reyonunda napıyosun, yerine.

Kaç dakika mola kullandın?

Mola kullanmadın mı, olsun. Erken çıkamazsın.

Depodan teşhirin kutusunu getirsene.

diye gidiyor böyle.  Ameleliği bana yaptırıyorlar. Tamam diyordum, bir yere kadar sabır. [İngilizce Öğretmenliği diplomam da olunca koyuyor bu kadar getir götür işi.]  Dün akşama kadar da aynı şekilde devam ettim. Dün akşam ne mi oldu? Mağazanın kendi elemanı-marka elemanı da değil- Panasonic alacak müşteriye Sony televizyon sattı.

Sony’nin personeli yok, beni yardım edeyim diye gönderiyorlar Panasonic’ten. Sen adamın fikrini değiştir, onu ver.

Neyse. Bu sabah tekrar gittim mağazaya. A.’yı gördüm.

A. abi ya biraz destek çıkın da kalan 2 taneyi da bitirelim bugün?

Panasonic elemanı sensin olum. Sen satacaksın, bize ne. Günlük 60 lira alan ben değilim. Ben 30 liraya sabahtan akşama kadar buradayım, kıçım patlıyo.

E abi, çık sen de. Zorla tutan mı var burada? Marka elemanı ol?

Olay buymuş işte. Para. Hakikaten insanı bozuyormuş. Alacak verecek, borç bile yok arada. O kadar etkili. Bu olaydan sonra yazının başında yazdığım diyaloglar değişmeye başladı:

Bilgisayardan anlar mısın?

Anlamam. Noldu?

Ya şunlara baksana bi işim var.

Buyrun?

————————–

Fotoğraf makinesinden anlar mısın?

Yok abi ya. Hangi müşteri?

————————–

Hanımefendilere baksana.

Ne bakıyorlar?

MP3’le ilgili bir şeyler soracaklarmış.

Tamamdır. Anlamam  ki.

————————–

Oğuzcan, Playstation’dan anlar mısın?

Yok.

Heh, şu adama yardımcı olsana. Depodan ürün çıkarıcam ben.

Peki.

Müzik setlerinden, dvd oynatıcılardan, oto teyplerinden, harddisklerden, yazıcılardan, Nintendo’dan….eheh hiç anlamıyorum.

Kolay gelsin.

Yorum bırakın

Filed under Kişisel

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s